MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN VE TÜRK MİLLETİNİN KARARGÂHINI KURMUŞ OLDUĞU ANKARA’DAYIM

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN VE TÜRK MİLLETİNİN KARARGÂHINI KURMUŞ OLDUĞU ANKARA’DAYIM

tolgahangulyiyen1453-1923.png

Evvelce yine kendi aranızda benimle ilgili olarak "Okyanus Ötesinden Mesaj Veriyor" Demişsiniz! Ne Oldu Malum Zatlar! Yine Çaktınız! Yine Sınıfta Kaldınız!

Yurt dışından ahkam kestiğimi söyleyenlere de çok önceleri demiştik. Ben o ahkam sandığınız gerçekleri 21 yaşımda tehditlerinize rağmen Türkiye’den de Yunanistan’dan da Washington D.C. - ABD’den de söyledim. 20’li yaşlarımda söylediklerimi, şimdi Ankara’dan yani Türkiye’den yine söylüyorum.

Şimdi bahaneniz ne olacak? Türkiye’den mesaj veriyor demeyecek misiniz?

Ege’nin gerisinden, Akdeniz’in ötesinden, Karadeniz’in berisinden mesaj veriyor demeyecek misiniz? Sizin gibileri tatmin edebilmek için bu mesajı nereden vereceğiz?

Siz istiyorsunuz ki insanları sindirelim, susturalım, konuşturmayalım. Siz istiyorsunuz ki bizimle aynı görüşte olmayanların seslerini kesmek için her haltı işleyelim. Öyle ya da böyle susturalım istiyorsunuz. Bunun içinde yapmayacağınız pislik, insanlara atmak istemeyeceğiniz iftira yoktur.

Şehit Zeki Gülyiyen’i susturduğunuz gibi beni asla susturamayacaksınız! Bunları yazıp, anlatıp gerçek yüzünüzü tarihe not düşeceğiz. Uzaya çıkıp oradan mesaj versem ona da bir kılıf uydurursunuz. Şunu da çok iyi bilin: Ben mezara gireceğim gün bile anlayabilen herkese mesajlar vereceğim.

Sizler herkesi kendiniz gibi zannediyorsunuz. Hani okyanus ötesinden mesaj veriyor diyormuşsunuz ya, ne oldu şimdi? Yine çaktınız. Yine sınıfta kaldınız.  Sizlere notunuz olarak çok uzun yıllar önce zaten sıfır vermiştim. Bu kıt anlayışlarınızla sizler bu dersi geçip okul falan da bitiremezsiniz. Eğer sizlere ders geçirip okul bitirdiğinize dair bir diploma vermişlerse, o diplomaları yırtıp atın. Bence o diplomalar sizin gibilere laf olsun diye verilmiştir. Bence o diplomaların sizin elinizde bir geçerliliği de zinhar yoktur. Bence sizler o diplomaların söyleyebileceği yetki ve becerileri hiç taşımıyorsunuz.

TAFED başkanlığı için desteklediğiniz malum zat lehine onu etiketleyerek sosyal medya paylaşımları yapmaları için insanlara, üyelerinize, Türk kadınlarına baskı yaptırtıyormuşsunuz. Paylaşımları yapmayacak olanların not edilmesini bile yetkilendirdiydiniz kişi yazılı olarak ifade edebilmiş. Kadınlarımızın başına seçilmeden atadığınız söz konusu o kişi, terbiyesizce ve edepsizce telefon konuşmaları yapıp insanlara üstü kapalı baskılar hatta tehditler yapıyormuş. Böyle bir cüreti kimden veya kimlerden aldığı herkesin malumudur. O insanlardan oy talebinde bile bulunmamış olan TAFED Başkan adayı Sayın Tamer Özkan’ı sosyal medyada takipten çıkmalarını, paylaşımlarını beğenmemelerini bile telefonda yetki verdikleriniz aracılığı ile kadınlarımıza iletiyormuşsunuz. Bunları yaptırdığınız kişiye veya kişilere taktığınız hanımağa gibi bir lakap falan da var mı?

Sizler ile bizler arasında çok büyük farklar var.  Bu konuyla ilgili olarak aramızdaki en bariz farklardan biri şudur: Sizler faşizan tutumlar ile insanlara yapmak istediklerinizi dayatırsınız. Bizler ise onlara düşünmelerini ve okumalarını öneririz. Bizler insanlara okuyup düşünmelerini ve hür iradeleriyle paylaştıklarımızı arkadaşları ile paylaşmak isterlerse o zaman paylaşmalarını söyleriz. Sizler ise faşist tutumlarla desteklediklerinizi ve onlarla ilgili istediğiniz içerikleri sorgulama yapmaksızın, okumadan düşünmeden insanlara paylaşmaları için baskılar yapıp, birde bu paylaşımları yapmayacak olanları not almalarını istersiniz. İnsanları bu şekilde zoraki olarak baskılayarak dediklerinizi yapmayanları fişlemek tam anlamıyla faşistçe işlenmekte olan bir insanlık suçudur.

Arkadaşlarımıza Türk aşçılarına sesleniş konuşmasıyla ilgili olarak tek bir şey diyorum. Herhalde, onlarda etrafındakilere söylediğimi aynen iletiyorlardır. Onlara dedim ki: Eğer yapabilirseniz videoyu televizyonlarınıza yansıtıp izleyin. Yanınıza da not defteri ve kalem alın. Eğer aklınıza takılan bir şey olursa, notunuzu alın ve bana ya da arkadaşlarımıza söylediklerimin dayanağı hangi kanıt diye sorun. Son yıllarda herkese açık olarak yayınlanmış olan içeriklerimizde bulunan ilişkili kanıtları emin olun size iletiriz.

Daha önceden yazılı olarak yazdıklarımı özetleyen konuşmamı televizyonlarınıza yansıtıp izlemenizi de tavsiye ediyorum. Zaten sektörümüz ile ilgili gerçekleri televizyon veya gazetelerde de göremezsiniz.  Bu gerçekleri yazıp konuşan televizyoncu veya gazetecileri de ne yazık ki pek göremezsiniz. Çünkü onların birçoğu rica, minnetle, adamcılık düzeninin bir parçası olarak sirkteki ipe çıkarılmış olan liyakatsiz ve yeteneksiz cambazlardır. Cambazlara hak ettiklerini zaten söyledim, yine söylerim. Ancak onlarla da pek işimiz yok. Asıl onları oraya çıkartanlar veya o cambazların olduğu tiyatro sahnesinden liyakat sahibi insanları kendi deyimleri ile piyasadan silenler, dernek-federasyon kisvesi altında insanları tehdit ederek icraatlar yürüten sektördeki çeteler, mafyalar, suç örgütleri ve bunların suçlu yöneticileri, işte bunlar kimler? Bunların bazılarının kimler olduğunu zaten biliyorsunuz. Bilmiyorsanız da yazılarımdan ve konuşmamdan sonra öğrenmiş olmanız gerekirdi.

Türk mutfağı nasıl bir yerlere getirilir? Neden Türk mutfağı hak ettiği konuma gelmiyor? Gibi soruların cevaplarını çok uzaklarda aramayınız. Bunların cevapları şimdiye kadar yazdığım yazılarda veya yaptığım konuşmalarda zaten var. Türk mutfağına ihanet edip zarar verenleri de çok uzaklarda aramayınız. Onlar gerçeklerin konuşulmasını hep engellemiş olarak sizleri yanıltmış olanlardır ve onlar içimizdeler... Daha neleri ve kimleri bilmiyoruz acaba… Türk mutfağını tüm dünyada önemli yerlere taşımak istiyorsak önce bunların farkında olmalı ve bunları ayırt edebilmesini bilmeliyiz. Şu hâlde sizler bunları da düşünürken genç aşçılarımıza fayda sunmasını umduğum sesleniş konuşmamın yazılı halini de belki okuyabilirsiniz.

O malum zatın TAFED’in koltuğunda daha yıllarca oturup oturmaması, inanın bu benim zerrece umurumda bile değil. Bu, o malum zatın umrundadır. Çünkü o malum zat, eğer o koltukta oturamazsa ve o koltuktan elde ettiği çıkarları ve unvanı olmaz ise; Türk aşçılık camiasında hiçbir anlam ifade etmeyeceğini çok iyi biliyor. Bilmiyorsa bile konuşmamı izledikten sonra öğrenmiş olmalıdır.

Peki nedir şahsen umurumda olan da bu konuşmayı yaptım? Türk mutfağının geleceği ve istikbali için yaptım. Elbette gençlerimiz için, Türk mutfağının istikbali için, geleceğimiz olan gençler için yaptım. Bunu zaten konuşmamdan da şimdiye kadar yazmış olduklarımdan da anlayabilirsiniz. Yine de konuşulmayanların konuşulması, bu mafya kılıklıların yaptıklarının yanlarına kâr kalmaması için, tarihimize not düşmek için ve elbette genç Türk aşçılarına rehber olabilmek için yaptıklarımı yapmaktayım. Ve bunları yapmaya da ömrüm vefa ettiği sürece asla engel tanımadan devam edeceğim.

Ne diyorlardı kendi aralarında? Yurt dışından mesajlar veriyor, okyanus ötesinden konuşuyor. Lütfen şunları söyleyin o namert insanlara: Zeki Gülyiyen’in oğlu Tolgahan Gülyiyen, 21 yaşında yüzlerinize Türkiye'de söylediklerini, Washington D.C.‘den de yazıp söylediği gibi gelmiş Ankara’dan da söyleyip yazmış. Dedikodu yapanların karakterleri var mı bilinmez. Ancak işlerine geldiği gibi toplumda algı oluşturarak insanlara ima yoluyla bile iftira atmaya meyilli olanlarda eğer gerçekten bir karakter varsa; aynı konularda şimdi de Ankara’dan mesaj veriyor diye konuşmalıdırlar. İnsanlarda onların bu saçmalıklarına ve budalalıklarına sadece güleceklerdir.

Geçmişte olduğu gibi yine varsa yapmak istedikleri hukuksuz icraatları bilsinler ki, ben milli mücadelemizin merkezi olan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Türk milletinin karargâhını kurmuş olduğu Ankara’dayım. Bunu herkesin yanı sıra özellikle okyanus ötesinden mesaj veriyor demiş olan karakter özürlü kişiliksizlere böyle de iletebilirsiniz.

Tolgahan Gülyiyen

Dünya Türk Mutfağı Akademisi – Türk Mutfağı Diriliş Hareketi

Kurucu Genel Başkanı

seal_of_wtca.pngtmdh_logA.png

DİPNOTLAR

logologo3wtca1logo tolgahanzg logo


Kıbrıs Girne Tüp Bebek