TÜRK AŞÇILARINA SESLENİŞ KONUŞMASI

TÜRK AŞÇILARINA SESLENİŞ KONUŞMASI

 

tolgahangulyiyen1453-1923.png

Aziz Türk Milleti, Büyük Türk Aşçısı;

Değerli insanlar ve değerli meslektaşlarım,

Uzun yıllardan beri Türk mutfağı için çok büyük fedakarlıklar vermiş olarak çalışıp çabalayanlar,

Türkiye’nin Aşçılık STK’ları, Konfederasyonların-Federasyonların değerli yetkilileri, yöneticileri ve üyeleri,

Tüm dünyada Türk mutfağını savunan değerli arkadaşlarım;

Her birinizin amacı Türk mutfağını yüceltmektir. Bu bizim en önemli ülkümüzdür. Bizler hepimiz tüm farklılıklarımızla tek bir ortak amaçla tüm dünyada Türk mutfağı için çalışmalar yürütme gayretindeyiz. Bu çalışmalarımızı yaparken bizimle çalışan arkadaşlarımız arasında her anlamda birçok farklı kültüre ve etnik kökene sahip insanların bulunması, çok önceleri de ifade ettiğim gibi bizim en büyük zenginliğimizdir.

Bu bölümde yer vereceğim konuları TAFED başkanlığına aday olmuş olan Sayın Tamer Özkan beyefendiye de ileteceğiz. Eğer kendisi bu konuları kısaltarak bile olsa TAFED başkanlık seçiminin yapılacağı genel kurulda malum zata hem benim için hem de Zeki Gülyiyen için sormak isterse çok mutlu olurum.

TAFED’in başındaki malum kişiyle birlikte 2009 senesi içinde TAFED yönetiminde ve derneklerinde yer almış olan yöneticilere ve bugünlerde onlarla aynı zihniyete sahip olanlara Ankara’dan, yani Türkiye’den sesleniyorum. Bunu da onlara ve onların trollerine bilhassa iletiniz.

En yetenekli insanlarımızı kendi kişisel menfaatleriniz için engellediniz. Türkiye’nin en önemli yetenekleri olan gençlerimizi yıllarca niye engelleyip dışladınız? Bu milletin mutfak kültürüne en önemli katkıları sağlayacak olan en başarılı genç insanları kendi deyiminizle piyasadan sildiniz? niye bunu yaptınız? Türk mutfağının çıkarlarını düşünen insanları piyasa dediğiniz tiyatro sahnenizde barındırtmadınız. İnsanların ekmekleriyle, işleriyle bile oynadınız. Neden? Sizler yeteneksiz ve liyakatsiz cambazlarınızı sırf kendinize biat ettikleri için, adamınız oldukları için ipe çıkartıp millete seyrettirdiniz. Elinizi, ayağınızı öpenleri sözde başarılı olarak insanlara gösterip toplumu kandırdınız. Neden? 

2009 yılı içerisinde yazılarımın haber sitelerinde yayınlanmaması için elinizden gelen tüm baskıları haber sitelerine, gazetecilere bile yaptınız. O dönemde benim yazılarım içinde yer almış olan hangi konular sizi rahatsız etmişti? Türk mutfağını nasıl bir yerlere taşıyabiliriz konusunu sizin yerinize benim yazmış olmam mı sizleri rahatsız etti? Mesleğimizle ilgili kurulmuş tüm dernek ve federasyonların birlik içinde olması gerektiğini Zeki Gülyiyen gibi benim de savunmuş olmam mı sizleri rahatsız etti?

Yoksa sizin adamlarınızdan olan Mehmet Yalçınkaya’ya Türk mutfağına hakaret ettiği için kaleme almış olduğum yazı mı sizleri rahatsız etti? Hani siz Türk mutfağı diyordunuz? İnsanları niye kandırıyorsunuz? Sizin davanız hiçbir zaman Türk mutfağı olmadı. Siz son yıllarda Türk mutfağı diyenlersiniz. İçini dolduramadığınız sloganlar dillerinize hiç yakışmıyor. Sizler makarnacı olarak ortalıkta gezerken ve sizleri hiç kimse tanımıyorken bizler Türk mutfağını dava edinmiş olanlardık. Biz ezelden ebede kadar davası Türk mutfağı olanlarız. Siz dava adını ağzınıza almak ile Türk mutfağının davasını güttüğünüzü mü zannediyorsunuz? Madem davanız Türk mutfağıydı, 2009 yılında Türk mutfağına ve Türk aşçılarına hakaret etmiş olan Mehmet Yalçınkaya’yı savunmak yerine sizler niye ona tepki vermemiştiniz? Yönetiminizde olduğu için mi? Madem davanız Türk mutfağı idi, o zaman niye Türk mutfağına hakaret eden birisine tepki vermiş birisini piyasadan silmekle tehdit ettiniz? Medyaya baskılar yaptınız?  Niye Türk mutfağına hakaret edenlerin yazılarının yayınlanmasına sesinizi bile çıkartmadınız? Ama sizler Türk mutfağını savunanların ve Türk mutfağına hakaret edenlere tepki verenlerin yazı ve haberlerinin yayınlanmasını istemediniz. Neden? Madem sizin davanız Türk mutfağı veya Osmanlı mutfağı, bakın son yıllarda Türk mutfağına ve Osmanlı Mutfağına demediğini bırakmayarak mutfak kültürümüze çirkin hakaretler etmiş olan Somer Sivrioğlu’na niye ses çıkartmadınız? Madem sizin gibilerin davası Türk mutfağı, o zaman Türk yemek kitabı adı altında Edirne’den Hakkari’ye kadar yöresel yemeklerimizin reçetelerinin neredeyse tamamında ‘Yunan Yoğurdu’ ifadelerini yazıp dünyaya farklı dillerde yaymış olan Musa Dağdeviren’e niye iki satır da olsa yazı yazmadınız? Niye toplumu bunlardan haberdar etmediniz? Siz Türk mutfağı için çalışmıyor musunuz? Siz Türk mutfağına hizmet ettiğinizi söylemiyor musunuz? Aksine sizler Türk mutfağına zarar verenleri ve bunların Türk mutfağına zarar vermiş çalışmalarını alkışladınız. Nerede sizin bu Türk mutfağı davanız? İş gösterişe gelince sloganlar atıp sosyal medyada dava kelimesini ağzınıza almasını da çok iyi biliyorsunuz. Sizin davanız falan yok kardeşim. Eğer sizin gibi olanların bir davası varsa, o davaya da Türk mutfağı davası asla denilemez. Sosyal medya paylaşımlarınızda içini dolduramadığınız sloganlarınızı TAFED hesaplarından da paylaşıyormuşsunuz. Hiç sahip olamadığınız konularla ilgili nasıl ‘Dava’ kelimesini kullanabiliyorsunuz? Her birinize soruyorum: Sizin yolunuz ve davanız Türk mutfağına hakaret ederek mutfak kültürümüze zarar verenleri kayırmaktan mı ibarettir yoksa cevaplarını veremediğiniz hukuksuz işlerinizden mi ibarettir?

Sizin yolunuz ve davanız yok, inanın ki yok…İçini dolduramadığınız sloganları atmaktan veya sosyal medyalara yazmaktan utanmanız gerekirdi. Ne yazık ki sizin gibilerde utanma duygusu bile yok.

Geçmiş dönemde yönetiminizde olan Mehmet Yalçınkaya’nın bana cevap vermeye çalışmış olduğu konu hakkında benim cevap hakkımı kullanmama neden engel oldunuz? Sizler bu şahısların Türk mutfağına hakaret etmesine seslerinizi dahi çıkartamamışken, Türk mutfağına hakaret etmiş olanlara saygı çerçevesinde tepki vermiş olan 21 yaşındaki Tolgahan Gülyiyen’e her türlü baskıyı neden yaptınız?

Malum haber sitesindeki yorumlarımı bile satın aldığınız adamınız olan sitenin sahibi Ahmet Engin Çetin vasıtasıyla neden yayınlatmadınız? Üstüne üstlük kendi yorumlarınızı, size biat eden adamlarınızın taraflı yorumlarını, yazılarını benim cevap haklarımı engelleyerek oralara koydurttunuz. Kiralık trollerinizle kendi kendinizi haklı çıkarttığınızı mı zannettiniz? Böyle dava mı olur? Böyle yol mu olur? Her şeyden önce sizler dürüst bile değilsiniz, mert hiç değilsiniz.

O dönemde sizin federasyona bağlı olan ve son yıllarda da kapatılmış olduğunu öğrendiğimiz İSPAT derneğinizde adamınız olarak görev yürütmüş olan tehditkâr taşeronunuz Alaattin Yakçınkaya’ya neden talimatlar ve görevler verip beni tehdit ettirttiniz? Bu kişi hangi cüret ve yetkiyle bana ve yazılarımı yayınlayan haber sitelerine TAFED adına tehditler yapabildi? Bu kişi vasıtası ile neden bana mesajlar gönderttiniz? Neden benimle telefonla iletişime geçmesini istediniz? O dönemde sizin tehditkâr taşeronunuz olan Alaattin Yalçınkaya sizlerden ve sizin verdiğiniz makamdan güç alarak neden bana telefonda “Biz Zeki Gülyiyen’i idare ediyorduk. Başka bir Zeki daha istemiyoruz” dedi? Bu mesajı bu kişi vasıtası ile neden bana gönderttiniz? Siz kimsiniz kardeşim! Kimsiniz de ‘Biz Zeki Gülyiyen’i idare ediyorduk, başka bir Zeki daha istemiyoruz” diyebildiniz!  

7 Ocak 2009’da sözde kaza denilerek şehit düşen Zeki Gülyiyen hakkında aynı yıl içinde bu ifadeleri bana kullanma cüretini kendinizde nasıl buldunuz? Zeki Gülyiyen’in şehit düştüğü 7 Ocak 2009 tarihine kadar onun neyini idare ettiniz? Aynı yıl içinde beni arayarak üstüne basa basa ‘Bir Zeki Gülyiyen daha istemiyoruz’ diyebilme cüretini kendinizde nereden bulundunuz? Bu cüreti kimlerden aldınız? Sizi bu konuda kimler yönlendirip, yetkilendirdi?

Sizler illegal bir suç örgütü müsünüz? Çete misiniz? Mafya mısınız? Yoksa hukuk çerçevesinde faaliyet göstermekte olan bir Aşçılık federasyonunun yöneticileri misiniz?

Bugüne kadar bulunduğunuz dernek-federasyon koltuklarındaki yetkilerinize dayanarak daha kaç kişinin hakkını illegal çeteler gibi gasp ettiniz?

Sözde başarı ödüllerini, madalyaları ve makamları neden hak edenlere değil de kendi adamlarınıza dağıttınız? Neden Zeki Gülyiyen’in her fırsatta tepki verdiği adamcılık düzeninizi Türk mutfağına musallat ettiniz? 

Zeki Gülyiyen ile birlikte Aydın Yılmaz gibi değerlerimizin manevi miraslarını silmek için neden uğraştınız? Türk mutfağının en değerli şeflerinin manevi miraslarını silmek için elinizden gelen her şeyi yapıp toplum önünde ahte vefadan hangi yüzle bahsedebildiniz?

Sizler o köhne derneklerinizde Zeki Gülyiyen’i ağızlarınıza alıp benim hakkımda arkamdan konuşarak “böyle evlat mı olur Zeki Gülyiyen nasıl bir evlat yetiştirmiş.” diyerek ne hakla dedikodumuzu yaptınız? Sizin yetiştirdiğiniz evlatlarınız nerede? Ne yapıyorlar? Ne oldular? Hangi işe, hangi şirkete ricanızla minnetinizle onları yerleştirdiniz? Kendi evlatlarınız için kimlere nasıl torpil yaptırttınız? Kendi evlatlarınızı torpille bir yerlere gönderirken başka kaç insanın evlatlarının da haklarına girdiniz? Siz kendi evlatlarınızı çok iyi yetiştirdiniz de başkalarının evlatları hakkında dedikodu yapmak size mi kaldı?

Üstüne üstlük Zeki Gülyiyen’in evladının nasıl yetişmiş olduğunu konuşabilmek sizin gibilerin vazifesi mi? Bu sizin gibilerin haddi mi? Sizler önce kendinize sonra kendi evlatlarınıza bakmalısınız. Siz nesiniz ki evlatlarınız da ne olsun? Bir de utanmadan üstünüze vazife olmayan konularda insanların arkasından o derneklerinizde dedikodular yaptınız. Sizlerin işi o derneklerde böyle dedikodular yapmak mı yoksa Türk mutfağı için çalışmak mı olmalıydı? Ben sizin gibilere 20’li yaşlarımda bile boyun eğmedim. Sizin gibilere boyun eğmemiş olduğum için mi şehit Zeki Gülyiyen’in ardından “Nasıl evlat yetiştirmiş” diyebilme cüretini kendinizde buldunuz… Eğer size boyun eğmiş olsaydım beni el üstünde tutup alkışlardınız. Boyun eğmeyenlere ise haddiniz olmayan şeyler yaparsınız. Sizler üzerlerinize vazife olmayan konularda bile çok cüretkardınız. Sizler başkalarının evlatlarına, hele de Zeki Gülyiyen’in evladına değil, önce kendinize ve kendi evlatlarınıza hatta varsa onların da evlatlarına bakınız. O zaman ne olduğunuzu da belki anlarsınız.

Zeki Gülyiyen bugün burada ve hayatta olsaydı, sizin gibilere ne derdi? Peki o bugün burada olsaydı, geçmişten günümüze kadar yapmış olduğunuz tüm o zalimliklerinizi gizli saklı olarak istediğiniz gibi yapabilir miydiniz? 

Toplum önünde çok yürekli gözüküyorsunuz ama özünüzde korkaksınız! Korkak olduğunuz için toplu halde elde ettiğiniz güçleriniz ancak kendinizden zayıf olanlara yetiyor. Siz, kalleşsiniz… Çünkü mert insanları her zaman arkadan vurursunuz.

21 yaşımda bana yapmaya çalıştıklarınızı ve o tehditlerinizi şimdi niye yapamıyorsunuz? Geçmişte yaptığınız gibi taşeronlarınızı şimdi niye görevlendirip beni tekrar aynı şekilde tehdit ettirtemiyorsunuz? Hani avukatlarınız da vardı?

Hani her yerde sizin dediğiniz olmak zorundaydı? Nerede güvendikleriniz? Hani gururlanıyordunuz? Hani kibirleniyordunuz şimdi niye sesinizi hiç çıkartamıyorsunuz?

Zeki Gülyiyen bugün burada olsaydı size çok şey derdi ancak o, sizin yaptıklarınızı asla yapmazdı. O size dostluktan başka bir şey göstermemişti. O sizin başınıza olumsuz bir şey gelmiş olsa, sizin ve sevdiklerinizin de yanınızda kaya gibi dururdu. O sizin ardınızdan da sizin evlatlarınıza sizlerin bana yaptıklarınız veya yapmaya çalışmış olduklarınızı asla yapmazdı. Çünkü o emanet nedir, ahte vefa nedir, hak, hukuk adalet nedir bilirdi. Çünkü o mertti, yiğitti ve er idi. Peki sizler nesiniz? Sizlerin aslında ne olduğunu cümle alem biliyor emin olun herkes herkesi çok iyi biliyor.

Tüm bilinenlere ek olarak aynı zamanda sizler hukuksuz, kanunsuz, yolsuz ve adaletsiz insanlarsınız. Siz bu mesleği kirleten insanlarsınız. Sizler mesleğimizin de yüz karalarısınız. Bu mesleği yerin dibine soktunuz ve hala utanmadan yüzünüz dahi kızarmadan vicdansız şekilde ortalıkta gezebiliyorsunuz. Tüm yaptıklarınıza rağmen, Türk mutfağına verdiğiniz büyük zararlara rağmen hala yapıştığınız koltukta oturma derdindesiniz. Hani siz gençlere önem veriyordunuz, niye gençlerin önünü açmıyorsunuz da onların önlerini kesiyorsunuz?

Emin olunuz ki büyük Türk Aşçıları sizlerden utanıyor. İnsanların yüzlerinize gülmesi sizi aldatmasın. Emin olun, Türk mutfağının efsane şefleri Aydın Yılmaz ve Zeki Gülyiyen bugün burada olsaydı ve onlar sizin bu halinizi bir de dünya gözü ile görmüş olsalardı, onlarla birlikte tüm duayenlerimizin de yürekleri sızlardı. Yüzünüze neler söylerlerdi? O efsanelerimiz acaba sizin gibilerin yüzlerine neler söylerdi hiç düşündünüz mü? Hiç bunları tahmin edebiliyor musunuz? Onlar söyleyecekleri her şeyi benim şu an yaptığım gibi hepinizin yüzüne söylerdi. Onlar sizin gibi kaypakça oyun içinde oyun kurmazlardı. Çünkü onlar oyun içinde oyun kurmuş olanlara haklarını hiçbir zaman helal etmediler.

Siz bu mesleğe değer katmak istemiş olan tüm duayen ustalarımızın kemiklerini sızlattınız. Sizler gerçek duayen ustalarımız dünyadayken bile onların ahlarını almış olan bürütüslersiniz. Dikkat ettiyseniz dünyadayken dedim. Çünkü onlar ölmediler. Onlar bedenen dünyadan göç etmiş olabilirler. Ancak onlar fikren ve manen halen yaşamaktadırlar. Çünkü fikirler ölümsüzdür.

Eğer Türk mutfağının bir vicdanı varsa, emin olun sizler yapmış olduklarınızdan ötürü o vicdan tarafından hiçbir zaman affedilmeyeceksiniz. Sizler bugüne kadar gizli kapaklı yapmış olduğunuz çoğu şeyden ötürü de suçlu insanlarsınız. Türk mutfağının vicdanında da her zaman suçlu olarak kalacaksınız. Sizin egonuz ve bencil tutumlarınız, suçlarınızı dürüstçe kabullenmeye bile engeldir. Siz geçmişten günümüze kadar işlediğiniz suçlarınızı çok iyi biliyorsunuz.

Eğer bir kabiniz varsa, eğer bir vicdanınız varsa iki dünyada da huzur bulmasın. Eğer bir vicdanınız var ise; şundan kesinlikle eminim ki, o vicdanınızı rahatlatmak için yapmaya çalışacağınız sahte din duygusu sömürüleriniz de vicdanınızı rahatlatmaya asla yetmeyecektir. O yüzden bazılarınız her yıl belli tarihlerde ve 7 Ocak’ta yapmaya çalıştığı din duygusu sömürülerini daha önceden de ifade ettiğim gibi kendilerine saklasın. Toplumla din duyguları sömürülerini paylaşmasın. Biz sizlerin yıllarca unuttuğunuz gerçek değerlerimizi olması gerektiği gibi anmasını biliriz. Tasalanmayınız. Ben bir vicdanınızın olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü sizin yapmış olduklarınızı vicdan sahibi insanlar asla yapmazdı.

Değerli Arkadaşlar,

Türk mutfağı ve kültürü uzun yıllardan beri gerek yurt içinden gerekse yurt dışından büyük saldırılara maruz kalmıştır. Kültürümüzü yozlaştırmaya yönelik olarak sistematik şekilde yapılabilen bu saldırılar bazen yurt dışından dolaylı olabilecek yollarla yurt içindeki belli kesimlere de ihale edilebilmektedir. Yurt içindeki belli çevreler ise bilerek veya bilmeyerek söz konusu bu saldırıların aparatı olabilmektedirler. Cehalet ve ihanet, şuursuzlukla birleştiğinde ise Türk mutfak kültürü ve bu kültürü sahiplenerek sürdürmesi beklenen gençlerimiz büyük sorunlarla karşılaşmışlardır. 

Gençlerimize her açıdan yol göstererek örnek olması beklenenler ise kültürümüzü, mesleğimizi yozlaştıranların destekçisi olmuşlar, hatta ve hatta Türk mutfağına hakaretler etmişlerdir. İşte bu elim vaziyet içerisinde dahi, Türk mutfağı için koruyucu önlemler alarak projeler üretmesi gerekenler; ne yazık ki Türk mutfağına ihanet etmişler, hatta ihanet edenlere destek vermişlerdir. Üstüne üstlük bu çevreler şahsi menfaatleri için Türk mutfağına yapılan saldırıların destekçisi ve uygulayıcısı olmuşlardır.

Ulusal mutfak kültürümüze ihanet edenlerle iş birliği yapmış olanlar, Türk mutfağının yozlaştırılmasına ses çıkartmadıkları gibi; bu konularda ses yükseltmek isteyen yetişmiş insanlarımızın ve gençlerimizin önlerini keserek onları da engellemişlerdir. Birçoğunuzun da çok iyi bildiği gibi, tüm bu zorluklara ve engelleme girişimlerine rağmen çok uzun yıllardan beri ulusal mutfak kültürümüzü korumaya ve yaşatmaya yönelik tedbir niteliğindeki çalışmaları oluşturarak mücadelemize kararlılıkla devam etmekteyiz. 

Türkiye Aşçılar Federasyonunu şahsi şirketi haline getirmiş olan malum zat ve çevresi ile ilgili olarak birçoğununuz hakikatleri çok iyi bilmektesiniz. 

TAFED’e bağlı olan derneklerin değerli başkanları, yöneticileri, üyeleri ve hatta seçimlerde oy kullanacak olan duyarlı insanlar, aşçıların emeklerini çok uzun yıllardan beri kendi çıkarları için iç etmiş olan ve şahsi menfaatlerini Türk mutfağından çok önde tutmuş olan malum zat ve bu zatın yakın çevresi, Türk mutfağının kanını uzun yıllardan beri emmektedirler. Bunlar, Türk mutfağının taze kanı olan genç insanlarımızı engellemişler ve faydalı, yetenekli birçok gencimizi şahsi menfaatleri gereği kendi deyimleriyle piyasadan silmişlerdir. Bunlar, sözde bu gizli kapaklı icraatlarını ise organize şekilde tıpkı bir suç örgütü-mafya ve çete gibi yapmışlardır. TAFED’in adını da kendi kirli emellerine ve pis işlerine alet etmişlerdir. Bu zata tekrar yetki vermeyi düşüneceğiniz zaman delilleriyle birlikte ispat etmiş olduğumuz tüm bu sözlerimi iyi hatırlamanızı ve her birinizin elini vicdanına koyarak Türk mutfağının geleceği için en hayırlı kararın ne olduğunu çok iyi düşünmenizi rica ediyorum. Unutmayınız ki oy verebileceğiniz malum kişi ve bu kişinin bugüne kadar desteklemiş oldukları kendi deyimleriyle piyasadan sildiği insanların, genç meslektaşımızın veballerini halen üzerlerinde taşımaktadırlar. Kim bilir daha başka hangi konularda, ne ağır veballeri bunlar sırtlarında taşımaktadırlar.

TAFED başkanlık seçimlerinde oy kullanacak olan değerli insanlar, 

Ben bu konuşma ile sadece Türk mutfağının istikbali için tarihi nitelikteki bir vazifeyi yerine getirmekteyim. Hiç kimseden vazifemi yerine getirdiğim için en ufak bir beklentim yoktur. Ben vazifemi yerine getiriyorum. Nedir bu vazife? Türk mutfağının istikbalini ilgilendiren hususlarda Türk milletine ve Türk aşçılarına fayda sağlayan konuları herkesin anlayabileceği şekilde insanlarımıza anlatabilmektir. Tehlikelerle ilgili ve alınması gereken tedbirlerle ilgili sağduyulu insanlara rehber olabilecek olan bilgileri ve düşünceleri açık olarak herkesle paylaşmaktır. Mustafa Kemal Atatürk ve şanlı tarihimiz bana bu önemli sorumluluğu yüklemiştir. Bunun gereğini yerine getirebilmek için, bu sorumluluğa layık olabilmek için yaşıyor ve çalışıyorum. 

Birçoğunuz da çok iyi bilmektesiniz ki, tüm dünyada Türk mutfağının yüksek çıkarlarını gözeten fikirlerimi herkesle paylaşmak dışında hiç kimseden en ufak bir beklentim şimdiye kadar asla olmamıştır, gelecekte de emin olunuz ki olmayacaktır.

TAFED’in bütçesini şeffaf şekilde açıklamaktan bile imtina eden ve Türkiye Aşçılar Federasyonunun tüm nimetlerini uzun yıllardan beri şahsi çıkarlarına alet ederek etrafındaki belli kişilere peşkeş çeken malum zat için oy kullanıp kullanmamak elbette sizin tercihiniz olacaktır. Ancak burada bir şeyi her birinize açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum: Ben Mengenli Zeki Gülyiyen gibi hayatımda söz verdiğim her şeyi yerine getirmişimdir. Yapamayacağım hiçbir sözü de asla hiç kimseye verememişimdir. 

Değerli insanlar, TAFED’in tüm nimetlerini işine geldiği gibi sadece istediği kişilere haksız olarak peşkeş çekmiş olan malum zat yerine, demokratik yollar ile seçip göreve getireceğiniz her kim olursa olsun onlar ile engellenmeden Türk mutfağı için çalışabileceğimizi de düşünmekteyim. En azından TAFED’i belli kişilerle kendi şirketleri haline çevirmiş olanlar yerine ve TAFED’i belli bir alanda sınırlandırmış olan malum zatın yerine gelebilecek olası vizyon sahibi insanlar; TAFED’i olması gereken yere yani evrensel bir düzeye taşıyabilmek için çabalayacaklardır diye ümit etmekteyim. İnanıyorum ki hak etmenize rağmen sizlere verilmemiş haklarınızın, savunulmamış sıkıntılarınızın olası değişimden sonra yüksek sesle dillendirildiğini de göreceksinizdir diye düşünüyorum. Sıkıntılarınıza kulak tıkamış olanlar, şimdiye kadar sıkıntılarınızı gerektiği gibi hiç dillendirmemiş olanlar, sizleri ne kadar temsil edebilmişlerdir? Değişimle birlikte temsiliyetiniz de olması gereken en üst seviyeye gelecektir diye ümit ediyorum.

Yıllarca sıkıntılarınızı görmezden gelip haklarınızı savunmamış olanlar yerine, sıkıntılarınızı dillendirerek bunlara samimi olarak çözüm arayan insanları seçip göreve getirirseniz; eminim ki onlar neden seçildiklerinin farkında olarak sizler için ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerdir diye ümit ediyorum. En azından bunları yüksek sesle söyleyenler ve haklarınızı savunması gerektiği gibi savunanlar görevde olacaktır diye ümit etmekteyim. Geçmişten günümüze kadar mesleksel anlamda aşçılarımız birçok sıkıntılar çekmiştir. Ancak sizin TAFED içinde yıllardır yetkilendirdiğiniz malum zat, sadece kendi keyfinde ve kendi çıkarlarının peşinde olmuştur. Bunlar en son ne zaman sizin sıkıntılarınızla ilgilendiler? Bu sıkıntılara yönelik şahsi anlamda bile olsa sıkıntılarınızın dikkat çekebilmesi için duyarlı şekilde en son ne zaman sosyal medya paylaşımları yaptılar? Bunlar şahsi olarak keyfilerini düşündükleri gibi, TAFED olarak da sosyal medya da gösteriş ve keyiflerinde oldular. Sosyal medyaya girip bunların hesaplarında geçmişten günümüze kadar insanlar ile neleri paylaşmış olduklarına bakmanız bile ilgili tüm bu konularda ne kadar samimi olduklarını anlayabilmeniz için yeterli olacaktır.

Sırf bu kişilere biat etmedikleri için geçmişten günümüze kadar yaptıkları önemli çalışmalar görmezden gelinen tüm insanlar da, eminim ki hak ettikleri değeri değişimle birlikte göreceklerdir. Ümit ediyorum ki liyakatli insanlar değer görecektir. En azından liyakatin tesis edilebilmesi için büyük gayretler gösterilecektir. Olası değişimle tüm bunları ümit etmekteyim. Şunu da açıkça belirtmek isterim: Olası değişimi gerçekleştirmek ya da gerçekleştirmemek, bu tamamen sizin elinizdedir. Ben bunları size vaat etmiyorum. Sizlere sadece şunun sözünü verebilirim. Yıllarca yazılarımın yayınlanmasını engellemiş olanları, medya organlarına yazılarımı yayınlamamaları için tehditler yapmış olanları ve beni piyasadan silmek ile tehdit etmiş olanları eğer değiştirirseniz; bugünün sözünü ettiğim konularda ve daha birçok konuda şeffaf şekilde fikirlerimi yeni getireceğiniz yönetimle de paylaşabileceğimi düşünmekteyim. Ve eminim ki onlar malum zatın sahip olduğu ego gibi söz konusu düşüncelerimi ve fikirlerimi görmezden gelmeyeceklerdir. Yine ümit ediyorum ki olası değişimden sonra göreve getirecekleriniz, Türk mutfağının tüm dünyadaki çıkarlarını düşünen bizim gibi insanları engelleyip, dışlamayacaklardır. 

Sizlerle sadece temennilerimi paylaşıyorum. Ve gönülden Türk mutfağı diyerek bunları dinleyenlerin de bana hak vereceklerinden zerrece şüphem yoktur. Ben Büyük Türk aşçılarının sağduyusuna güvenmekteyim. Bu seçimde veya başka bir seçimde eminim ki bir gün TAFED içerisinde liyakat sahibi insanlar yer alacak ve onlar hak ettikleri görevlere getirilecektir.  Ve yine eminim ki o gün geldiğinde liyakat sahibi olan büyük Türk aşçıları, Türk mutfağını olması gerektiği şekilde ele alacaklardır.

Her birinizi temin ederim ki dünyada Türk mutfağı adına yapılmamış olanları yaptık. Bizler yeryüzünde Türk mutfağı adına şimdiye kadar hiç düşünülmemiş fikirlerin ve şimdiye kadar hiç yapılmamış projelerin sahibiyiz. Tüm dünyada Türk mutfağı adına ilkleri yapmaya ve hem tüm dünyada hem de Türkiye’deki herkese örnek olmaya da her zaman kararlılıkla devam edeceğiz. Bizler bu projeleri hiçbir karşılık beklemeden oluşturup hayata geçirdik.

Büyük Türk mutfağı ve Büyük Türk Aşçılarının istikbali için değişimin şart olduğunu düşünmekte ve tüm benliğim ile sizlerle çok uzun yıllardan beri paylaşmakta olduklarımın hayata geçebilmesini ümit etmekteyim.

TAFED ile görüşmek istediğimizde sitelerinde yer vermiş oldukları e-posta adresleri dahi çalışmamaktaydı. TAFED’in resmî yazışmaları ve resmî işlemleri sadece belli kişilerin bildiği şahısların şahsi e-postaları ve yine bu şahısların şahsi telefonları üzerinden yapılmaktadır.

Bu yüzden bizler kurumsal bir yapıyla iletişime ne yazık ki geçemedik. Tıpkı yıllar önce olduğu gibi şahıslar tarafından yine engellendik.

TAFED’i Türk mutfağı için çalışanları engelleyen, egosu Everest dağının zirvesini aşmış olan, liyakatsiz ve eğitimsiz şahısların güdümünden alıp; evrensel bir konuma getirmeniz çok önemlidir diye düşünmekteyim. Eminim ki değişimle birlikte TAFED kurumsal bir yapıya da kavuşacaktır. Şahıslara ait e-postalar ve sadece belli kişilerle yapılan gizli kapaklı işler değişimin ardından asla yapılamayacaktır. İnanıyorum ki TAFED’in adreslerinde şahısların adresleri yerine kurumsal kimliğine yakışacak tedbirler de alınacaktır.

Yine ümit ediyor ve inanıyorum ki TAFED ailesi içinde bulunmuş olan ama malum zatın sebep olduğu oyunlar ve baskılar yüzünden TAFED’den ayrılmak zorunda kalarak farklı dernekler-federasyonlar kurmuş olanlar da değişimle birlikte TAFED’e büyük katkılar sağlayacaklardır. Bu insanlar bir araya gelerek Türk mutfağı için birlikte çalışacaklar ve birbirleri ile çok daha iyi yapıcı iletişimler kurabileceklerdir. Eminim ki değişimle birlikte kenara çekilmek zorunda bırakılmış olan duayenler, küstürülmüş olan insanlar tekrar Türk mutfağına kazandırılacaktır. Çünkü bizler birlikte Türk mutfağıyız ve hep birlikte güçlüyüz.

Hiç kimseyi fikir ve düşüncelerinden ötürü haksız yere küstürmek bizim anlayışımızda yoktur. İnsanları dışlamak hatta hukuksuz şekilde piyasadan silmekle tehdit edip, medya organlarına o insanlarla ilgili ihtarlar göndererek haber ve yazılarının yayınlanmasını engellemek, hepinizin iyi bildiği malum çevrelerin anlayışıdır. Biz yıllarca böyle anlayışlara karşı mücadele ettik. Gelecekte de böyle anlayışların olmasına asla müsaade edilmemesi gereklidir. Çünkü bu anlayış Türk mutfağına büyük zararlar vermiştir. Bu anlayış liyakatli insanların Türk mutfağına katkı sağlamalarını yıllarca engellemiştir. Bu anlayış her şeyden önce bizim temsil etmekte olduğumuz değerlerimize kökten aykırıdır. Bu kirli ve hukuksuz anlayış ne yazık ki uzun yıllardan beri yetki vermiş olduğunuz malum zatın gizli kapaklı olarak yıllardan beri etrafındaki kişilerle yürütmüş olduğu bir anlayıştır. Bunun temelinde ise hep ben bilirim, hep benim adım önde olsun, ben varsam bir şeyler olur egosu, kıskançlık ve çekememezlik yatmaktadır.

Aşçılık ve yemek denildiğinde bilinmesi gereken ama son yıllarda unutturulan Türkiye’nin ve dünyanın en önemli aşçılık merkezi, yani başkentimiz Mengen de değişimin ardından eminim ki kazanacaktır.

Kavgalardan ve gerginliklerden beslenen malum zat, uzun yıllardan beri Türk mutfağının sırtında bir kambur olmuştur. Bu zat, Türk mutfağına telafisi yıllar alacak olan zararlar vermiştir. Bizim gibi insanlar Türk mutfağını sevmenin çilesini çekerken, söz konusu malum zat gibiler ise kendilerince Türk mutfağının sözde edebiyatını yapmışlardır.

Satılık kalemleri kiralamışlar ve kendilerini övdürdükleri haberleri topluma sundurtmuşlardır. Kendi kendilerini toplam 5-6 kişi olarak dünyada Türk mutfağına sözde yön veren şefler diye, Türk mutfağına maal etmeye bile çalışmışlardır. Bu nasıl bir egodur? Emin olunuz ki Türk mutfağı, bu malum zattan, onun etrafındaki 3-5 kişinin benlik hislerinin toplamından ve hatta bunlara destek çıkanların hepsinden çok daha büyüktür.

Bunların dünyadan zerrece haberleri de yoktur. Bunlar Türkiye’nin sınırları içinde bile at gözlüğü ile dolaşmaktadırlar. Dünyadan haberleri olmayanlardan Türk mutfağının geleceği ile ilgili dünyada olup bitenleri idrak edebilmesi de asla beklenemez… Şu hâlde kendi adamlarına yazılar yazdırtarak 5-6 kişi ile Türk mutfağına dünyada sözde yön verdiklerini nasıl iddia edebilmektedirler?

Bunlar daha yaşadıkları il sınırları içinde Türk mutfağına yön verememişler, gençlerimize Türk mutfağının geleceği için göstermeleri gereken vizyonu bile yıllarca ortaya koyamamışlardır. Bunlar kendi değerlerimiz varken Türk gençlerine Michael Jordan’ı örnek gösterebilecek derecede şuur kaybına uğramışlardır. Bunlar dünyayı takip edemediklerini ve geride kalmış olduklarını bile kendi açıklamaları ile zaten ifade edip, kabul etmişlerdir. Buna rağmen hiç utanmadan ortalıkta gezebildikleri gibi bir de ‘dava’ adını dillerine dolamaktadırlar. Bunlar davasızdır ve vizyonsuzdur. Tüm bunları malum zatların açıklamalarından bile anlamak aslında çok kolaydır. İlkokul düzeyindeki öğrencilerimiz bile bunların sözde kurumsal açıklamalarından bile çok daha düzgün cümleler kurabilmektedirler. 

Bunlar için yazı yazan ve bu yazıları da bu kişilerin kendi cümleleriymiş gibi haberlerinde yayınlamış olanlara da itibar etmeyiniz. Eğer bunların bizzat yazdıkları mesajlarını okumuş olsaydınız, o cümleleri bunların asla kuramayacak düzeyde olduklarını da zaten rahatlıkla anlardınız.

Bunlar, mesleğimizin saygınlığını düşürmüşlerdir. Bunlar, beyaz üniformamızın şeref ve haysiyetine büyük zararlar vermişlerdir.

Bunlar aşçılık milli takımı kaptanlığı görevlerini kendi adamlarına peşkeş çekerek aşçılık milli takım üniformasını bile şahsi menfaatleri için kendilerine biat eden adamlarına satmışlardır.

Hiç olmayan Le Cordon Bleu diploması ile 20 yaşından beri ortalıkta gezmiş olan ve şahsi reklamını yıllarca Le Cordon Bleu mezunu olmak üzerine yapmış olarak son yıllarda üne kavuşturulmuş olan bir sahtekâra, bunlar geçmişte milli takım kaptanlığı unvanını vermişlerdir.

Burada iki seçenek göz önüne alınmalıdır:

  • Bunlar böylesi önemli bir unvanı birisine vermeden önce özgeçmiş teyidi bile yapmamışlardır.
  • Bunlar, özgeçmiş teyidi yapmış olsa bile söz konusu emek hırsızı olan şahsın Le Cordun Bleu’dan eğitimi olmadığı gerçeğinin farkında olarak, kasıtlı şekilde sırf kendi adamları olduğu için aşçılık milli takım kaptanlığı unvanını bir dolandırıcıya vermişlerdir.

Her halükârda bunlar Türk mutfağına büyük bir ihanet yapmışlardır. Özgeçmiş teyidine yönelik prosedür gerektiği şekilde işletilmemiş veya işletilmiş olsa bile kendi adamları kayırılarak söz konusu yolsuzluğa, emek hırsızlığına ve dolandırıcılığa göz yumulmuştur. İki seçenekte bize göstermektedir ki burada sorumsuz şekilde görev ihmali yapılmıştır ve önemli bir unvan hak etmeyenlere verilerek uluslararası düzeyde bile Türk mutfağına ihanet edilmiştir. Bu şekilde de söz konusu unvanı gerçekten hak eden insanların hakkı gasp edilmiştir. Olası başarıları engellenmiştir. Liyakatli insanların alması gereken başarı şansı liyakatsiz dolandırıcılara sunulmuştur.  Bu sadece bizim bilebildiklerimizdir. Buz dağının görünmeyen yüzünde kim bilir daha ne hukuksuzluklar ve ihanetler yapılmıştır.

Bunlar, üniversitelerde nasıl başarılı olur konusunda öğrencilerimize ders verdiğini zanneden dolandırıcı, düzenbaz zübüklere; İngilizce olarak yerli-yabancı organizasyonlarda kullanması için Turkish  National Culinary Team Direktor görevini vermekten bile hiç utanmamışlardır. Bunlar aşçılık milli takım kaptanlığı üniformasına ve o unvanına bile kara leke sürmüşlerdir.

Sakin ve sağduyulu bir havada geçmesini ümit ettiğimiz TAFED başkanlık seçimlerinin yapılacağı genel kurulda bu kişilerin trolleri de elbette olabilir.

Emin olunuz ki bunların şakşakçılık dışında hiçbir meziyetleri de yoktur. İşte bunlar kavga ve sataşmaya yönelik olarak tansiyonu yükseltmek isteyebilirler. Bunlar malum zata iradelerini satmış olarak içini dolduramayacakları boş sloganlar ve tezahüratlar eşliğinde salonda gösterişe yönelebilirler.

Eminim ki sağduyulu düşünen, mantıklı ve olgun yaklaşımlar sergileyen değerli TAFED mensupları genel kurulda olacaktır. Ve bu trolleri susturarak sükuneti sağlamaya yönelik şekilde gereken cevabı olması gerektiği kalitede bunlara vereceklerdir.

Ümit ediyorum ki: TAFED bünyesinde bulunan akil insanlar, içlerine yerleştirilmiş olan tuzluklara ve iradelerini menfaatleri için birilerine satmış olan çürük elmalara asla fırsat vermeyeceklerdir.

Olgun TAFED mensupları, trolleri susturup yerine oturtmasını ve asıl konuşulması gereken konuların konuşulabileceği ortamın tesis edilebilmesini sağlayacaktır diye ümit etmekteyim. Bunu en çok TAFED’in daha iyi bir konuma gelebilmesi için temenni ediyorum.

Malum zatın karşısına çıkartacak olduğunuz adayınızı yetkilendirmeyecek olsanız bile, gerçeklerin konuşulmasına fırsat vermeniz önemlidir. Sorulması gereken hesabı ve soruları malum zata sormanız da çok önemlidir diye düşünüyorum. Ancak o malum zatın mantık çerçevesinde cevap verebileceğini bilimsel olarak asla söyleyemiyorum.

Malum zatı yıllardır olduğu gibi aynı koltukta oturtmaya da devam edebilirsiniz. Elbette tercih sizlerindir.

Ancak bu durumda ise: Söz konusu malum zatın TAFED’i evrensellikten uzak şekilde kendi sınırları içine hapsettiği vizyonsuz tutumları, tekrar seçilmiş olmasıyla yıllarca yine devam edecektir. Bu durumda yine kaybeden ister istemez emin olun ki mensubu olduğunuz TAFED olacaktır. Oysaki bizler istiyoruz ki Türk mutfağı için çalışan çabalayan insanlar bu kişiler tarafından engellenip dışlanmasınlar ve gerçekten Türk mutfağı için çalışanlar bir arada olabilsin. Herkes özgürce Türk mutfağının geleceği için fikirlerini belirterek ifade edebilsin. Hiçbir gencimiz bu mafya kılıklılar tarafından engellenip tehditlere maruz bırakılmasın istiyoruz. Türk mutfağına en önemli katkıları yapacak olanların birliği yıllardır engellendiği gibi gelecekte de çeteleşmiş olan bu kişiler ve benzerleri tarafından engellemesin istiyoruz.

20’li yaşlarımda yazmakta olduğum yazılarımın medya organlarında yayınlıyor olmasından bile rahatsız olmuş olarak bizim gibi insanları tehdit edip engelleyerek dışlamış olanlar beni sindirmiş olduklarını zannettiler. Oysaki onlar bugün yapmakta olduklarımı yapmamı asla istememiş olanlardır. Onlar size anlattıklarımı paylaşmamı da asla istememiş hatta engellemek istemişlerdir. Ancak onlar arzu etmiş oldukları kirli emellerine ulaşamadılar. Çünkü onların beni tehdit ettikleri konu veya konular asla fani insanların yetki alanında olan konular değildi. Ancak onlar her şeye gücü yetenin yetkisinde olan şeylerle insanları tehdit ettiler. Onlar bu tutumlarıyla da hadlerini aşanlardandı.

Haber sitelerine ihtarlar gönderip beni ve yazmış olduğum yazılarımı yayınlayanları tehdit ederek bizleri engellemiş olanlar, kısacası bizi ötekileştirenler eğer tekrar kazanırsa; Türk mutfağına küresel anlamda büyük katkılar sağlayabilecek olanlar da engellenmeye devam edecektir. Bu engellenme sektörümüzdeki aşçıların birlik olabilmesini ve bir araya gelerek uyumlu şekilde çalışabilmelerini de kapsayacaktır. Çünkü bunlar geçmişten günümüze kadar faydalı birçok insanımızın birliğini kavgalarla, dövüşlerle, kıskaçlıklarla engelleyerek aramıza nifak tohumları ekmişlerdir. Bunlar insanları ötekileştirmişler, ayrıştırmışlardır. Birleştirmek isteyenleri ise her zaman engelleyerek, dışlamışlardır.

Oysaki bizler belli şahıslarla TAFED’i avucunun içinde tutanlardan da çok fazla bir şey istemedik. İletişim ve diyaloğu önemsedik. Ancak her defasında TAFED’in kontrolünü teslim ettiğiniz 3-5 kişi tarafından engellendik ve geçmişten günümüze kadar bunların piyasa dediği tiyatro sahnesinden silinmek istendik.

Değerli arkadaşlar sosyal medyadan bile arkadaşlarımızı engelleyenlerden söz ediyoruz. Bunlar, bu tavırları kendilerine yakıştırıyorlar ancak biz bu tavırları mensubu olduğunuz TAFED’e yakıştıramıyoruz. TAFED’in 3-5 kişi tarafından şahsi e-postalarla, şahsi telefonlarla idare ediliyor olmasını kurumsallık olarak nitelendiremiyoruz. Eminim ki sizlerde buna kurumsallık diyemezsiniz. Türkiye’nin aşçılık alanında kurumsal anlamda en gelişmiş STK’sı olması gereken TAFED, 3-5 kişinin elinde çocuk oyuncağı olmuş durumdadır.

Bunlar Afyon’da yaptıklarıyla bile övünebilmektedirler. Bunlar Afyon’da yaptıklarıyla hem Türkiye’de hem de dünya genelinde Türk aşçılarının itibarını düşürmüşlerdir. Bunlar temsil etmeleri gereken olguların bile farkında değiller. 3-5 kişi temsil etmekle mükellef olduğu binlerce insanın hakkını da gasp etmektedir. Yine 3-5 kişinin yapmış olduğu yanlışlar yüzünden Türk aşçıları ve mesleğimiz de itibar kaybetmektedir. Bunun en son örneklerine Afyon’da bile şahit oldunuz. Türk insanı bunların Afyon’daki beceriksizliklerine nasıl yorumlar yazmış, hiç o yorumları okudunuz mu? Kendi insanımızın gözünde bile bizlere itibar kaybedenler bizi evrensel anlamda dünyada nasıl temsil edebilirler? Türk mutfağını bir kenara koyalım, Türk aşçılarına ve mesleğimize bunlar nasıl itibar kazandırabilirler? Bunlar daha Aziz Türk milletinin gözünde mesleğimizin saygınlığını düşürmektedirler. Dünya bunlara niye itibar edip saygı göstersin? Bunların kendilerine saygısı olsa zaten şimdiye kadar yapmış olduklarından ötürü istifa edebilecek olgunlukta olurlardı. Ancak bunlarda böyle bir meziyet ne yazık ki yok. Bunlar Afyon’daki rezaletleriyle ilgili şaka yaptık diyebilecek kadar ciddiyetsizler, sorumsuzlar.

Büyük Türk aşçıları olarak bizler büyük düşünmek zorundayız. Bizler Türk mutfağıyız ve Türk mutfağı için büyük düşünüyoruz. Bu yüzden diyorum ki: TAFED, sadece TAFED içindeki insanlardan ibarette olmamalıdır. Evrensellik anlamında TAFED, dünyanın her noktasındaki aşçılık kurumlarına Türk mutfağının menfaatlerine uygun olarak söz geçirebilecek güce kavuşturulmalıdır. Ancak vizyonsuz ve dar görüşlü insanlar elinde oyuncak olmuş olan TAFED ne yazık ki bizlere, dolayısıyla Türk mutfağına telafisi yıllar alacak olan zararlar vermiştir. Ümit ederim ki bu telafiyi akıl ve bilimin ışığında yüksek Türk kültürünün değerlerine bağlı kalarak yapabiliriz. Aksi takdirde Türk mutfağının ve Türk aşçılarının dünya milletleri gözünde istikbalde bir nasibinin olmaması olasılığı çok yüksektir.

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi söz konusu zatın bencil tavırları ve egosu birçok kişinin TAFED’den uzaklaşmasına neden olmuştur. Bu yüzden Türkiye’de aşçılık sektöründe dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan sayısız federasyonlar ve dernekler ortaya çıkmıştır. TAFED kapsayıcı olmaktan uzaklaştırılmış, vizyonsuz bir konuma yerleştirilmiştir.

TAFED, mesleğimizde sıkıntılı dönemler geçirmiş olanları temsil etmesi gerekirken, aşçılarımızın ve mesleğimizin temsilinden de uzaklaştırılmıştır. TAFED, aşçılık mesleğiyle ilgili ve Türk mutfağı ile ilgili asli görevlerini yerine getirememiştir. Buna rağmen malum şahıs ve çevresi çok başarılıymışlar gibi süslü cümleler kurabilecek yüzü de ne yazık ki kendilerinde bulabilmektedirler.

Bunlar, şimdiye kadar türlü sıkıntılarla uğraşmak zorunda kalmış olan meslektaşlarımıza sahip çıkacak adımları atamamışlardır. Bunu kurumsal anlamda veya şahsi anlamda sosyal medya paylaşımlarıyla bile yapamamışlardır.

Meslektaşlarımızın sıkıntılarıyla dertlenmesi gerekenler ne yazık ki meslektaşlarımızın sorunlarıyla ne şahsen ne de kurum olarak ilgilenmemişlerdir. Bunlar sadece kendi ceplerini doldurabilmenin derdinde olarak menfaatlerinin peşinden gitmişlerdir. Bunlar ne mesleğimizin ne de aşçılarımızın yanında durmuşlardır. Bunlar mesleğimizin ve aşçılarımızın haklarını ne zaman olması gerektiği gibi güçlü bir irade ile savundular? Şimdi sizler bunları tekrar görevlendirirseniz ne zaman bu konuları savunacaklar? Geçmişte ne zaman savunmuşlardı?

TAFED, meslektaşlarımızın haklarını bile savunmaktan aciz kalmış bir konuma getirilmiştir. Yöneticiler kendi menfaatlerini düşünürken aşçıların sorunlarını da kasıtlı olarak ötelemişler, geçiştirmişlerdir hatta görmezden gelmişlerdir.

Mesleğimizin saygınlığına zarar verenlere veya Türk mutfağına zarar verenlere karşı tedbirler alabilmeleri de zaten böylelerinden hiç beklenemezdi. Aksine TAFED, mesleğimize ve Türk mutfağına zarar verip hakaret edenlere alkış tutar bir konuma getirilmiştir.

TAFED, belli çevrelerin ve hazır yemek ürünlerinin reklam panosu haline bile getirilmiştir. Oysaki Zeki Gülyiyen, Hürriyet’ten tam sayfa yayınlanmış röportajında “Doktorlardan sonra biz aşçılar geliriz.” Demişti. Doktorlardan sonra itibar edilmesi gereken bir mesleği hazır gıda ürünlerinin reklamını yaparak mı temsil ettiklerini söylüyorlar? Türk mutfak sanatlarına, aşçılık mesleğine saygınlık ve değer katması beklenenler nelerin derdine düştüler… Hiç bunları da düşünüyor musunuz?

Ne yazıktır ki TAFED, doktorlardan sonra biz geliriz demiş olduğumuz aşçılık mesleğine bir aşçılık federasyonu olarak bile zarar vermiştir. Ne yazıktır ki yetkilendirdikleriniz yüzünden TAFED, doktorlardan sonra itibar edilmesi gereken mesleğimizi toplumda itibarsızlaştırmıştır.

Eğer hepimiz Türk mutfağı diyorsak ve bunu söylerken de gerçekten samimi isek içimizdeki çürükleri sağduyulu olarak demokratik şekilde aramızdan çıkartmak zorundayız. Mesleğimizin hak ettiği şanına yakışır şekilde hareket edecekleri görevlendirmek zorundayız. Bu, Türk mutfağı, Türk aşçıları ve aşçılık mesleğimiz için çalışmakta olduğunu iddia etmekte olan tüm kurumlar için geçerlidir.

Bu her birimizin bulunduğu kurumlar içinde mesul olduğumuz temel bir sorumluluktur. Bu hepimizin vazifesidir. Mesleğimizin ve aşçılık mesleğinin değerini yok edenlere lütfen tekrar tekrar fırsat vermeyiniz. Bunları onaylamayınız. Bunları şahsi menfaatleriniz için bile olsa Türk mutfağı için, Türk mutfağının geleceği için Türk aşçılarının geleceği için onaylamamalısınız.

Bu sorumsuz, gevşek ve lakayt zatları, şahsi menfaatleri için kirlettikleri makamlarından alıp; gerçekten hak etmekte oldukları konuma yerleştiriniz.  Onları hak ettikleri konuma yerleştirdikten sonra onlara geriden doğru şöyle bir bakınız. Acaba makamlarından veya unvanlarından sonra kendileri olarak geride herhangi bir vasıfları veya nitelikleri kalacak mı… Makamları ve unvanları olmaz ise o zaman aşçılık camiası bunlara ne kadar itibar edecek? Düşünmediyseniz bunu da düşününüz. Çünkü bunlar sahip oldukları her şeyi sizin verdiğiniz makamlardan ve unvanlardan almaktadırlar. Bunlar TAFED içindeki makamlarından ve unvanlardan sonra emin olun ki aşçılık camiası toplumu nezdinde kendileri olarak hiçbir anlam ifade etmeyeceklerdir.

Bunlar tarafından bazen bedava bir yemeğe bile satın alınabilen kalemlerin ya da sektörel medya patronlarının sözlerine de asla itibar etmeyiniz. Çünkü bunlar bu zatları bedava elde ettikleri menfaatleri karşılığında topluma övmektedirler.

Genel kurulunuzda gerçeklerin konuşulmasına engel olabilecek ortamları oluşturmak isteyebilecek olanlara da lütfen fırsat vermeyiniz. Bunu her şeyden evvel Türk mutfağının istikbali için istemelisiniz.

Sözlerimi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cümlelerinden esinlendiğim şu ifadelerle bitirmek istiyorum.

Aziz Türk Milleti,

Büyük Türk Aşçısı,

On beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin ve meslektaşlarımın hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.

Ümit ediyorum ki Türk aşçılarıyla birlikte Türk mutfağını tüm dünyada hak ettiği yerlere ulaştırabilmek için milli şuura dayalı olarak birlik ve beraberliğimize engel olanları ayırt edip, öncelikle kendi içimizde çözmemiz gereken sorunları akıl ve mantıkla çözerek tam bir bütünlük ile güçlü bir Türk mutfağı için çalışabileceğimiz günleri göreceğiz.

Herkese en derin saygı ve sevgilerimi iletir,

Sizleri saygı ve sevgiyle selamlarım

Ne Mutlu Türk Mutfağı Diyene!

Tolgahan Gülyiyen

Dünya Türk Mutfağı Akademisi – Türk Mutfağı Diriliş Hareketi

Kurucu Genel Başkanı

seal_of_wtca.pngtmdh_logA.png

 

Ek Dosyaları İndir

logologo3wtca1logo tolgahanzg logo


Kıbrıs Girne Tüp Bebek