FİLİSTİN-DOĞU TÜRKİSTAN-ARAKAN VE RAMAZAN BAYRAMI

Bayramlar biz dirililer için mutluluk, sevinç, kucaklaşma ve birlik olabilme vesilesi olsa da geçmişimiz ile tüm ölmüşlerimizi de hatırlayarak onları hayırla yad edebilmemiz için de önemli günlerdir. Bu vesileyle geçen bayramlarımızda aramızda olan ancak bu bayramı görememiş olarak şu fani Dünya’dan ebedi ahiret yurduna göçmüş olanlara da Yüce Allah’tan rahmet diliyorum.

Bütün insanlığının sıkıntılı dönemlerden geçtiği şu zor günlerde dahi dünyanın dört bir yanında mazlumlara, kadın ve çocuklara her türlü zalimlikleri edenlerin varlığını biliyor olmak bugün de olduğu gibi bayram sevinçlerimizi uzun yıllardan beri buruk bir hale döndürmektedir. Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Myanmar-(Arakan)’da veya dünyamızın herhangi bir bölgesinde yaşananlar hiçbir zaman insanlık ile bağdaştırılamaz. Hangi inançtan ya da renkten olursak olalım benzer konularda mazlumlara reva görülen insanlık dışı olaylar arasında şahit olabildiklerimizin yanında belki de daha henüz şahit olamadıklarımız kelimenin tam anlamıyla zulümdür ve terördür.

İnsanların temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayıp onların en doğal haklarından olan yaşam haklarını ve yaşam alanlarını gayri-hukuki yollarla ihlal ederek gasp eden zalimlere karşı en ufak tepki dahi vermeden sessiz kalmak ise; işlenmiş ya da halen işlenmekte olan söz konusu insanlık suçlarını onaylayarak zulme ortak olmak anlamına gelir diye düşünüyorum.

Bu manada insanlığın gerektirdiği değerleri vicdan sahibi olarak da halen muhafaza etmekte olanlar hangi renkten ya da inanıştan olurlarsa olsunlar, Filistin, Doğu Türkistan ve Arakan gibi bölgelerde yaşanmakta olan mezalimlere asla sessiz kalmayacaklardır.

Bizler her ne kadar mutfak sanatları ya da turizm alanında çalışıyor da olsak insanlığı ilgilendiren her konunun da 1.derecede içinde olmamız gerekmektedir. İşte bu yüzden aşçılarımızın işi sadece yemek yapmak ile sınırlı değildir. Ya da aşçılık toplulukları olarak sivil toplum kurumu sıfatını taşıyan tüzel kişiliklerin işi sadece işlerine gelen mesajları paylaşıp, işlerine gelmeyenleri ise görmezden gelmek asla değildir. Bilakis sivil toplum kuruluşu olmak her şeyden önce insanlığı ilgilendiren her tülü konuda en önde hareket edebilme vazifesini o kuruluşlara bir sorumluluk olarak yüklemektedir. Bu manada da insanlığı ilgilendiren her türlü güncel konularda evrensel olarak savunduğumuz insani değerler çerçevesinde hiçbir kaygı duymadan tepkimizi gerek STK’lar olarak gerekse bireysel olarak ortaya koyabilmeliydik.

Hangi konuda olursa olsun doğru bildiklerini ifade edemeyenler; “Aman ağzımızın tadı kaçmasın. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Makamım iyi, çıkarım yerinde ne gereği var.” diyen her kimse, hangi topluluktan ya da hangi meslekten olurlarsa olsunlar insanlığımızın gerektirdiklerini ilgilendiren en temel konularda bile tepkisiz kaldıkları müddetçe dilleri aksini de söyleyecek olsa sadece kendi kişisel çıkarları neyi gerektiriyorsa ona göre yaşamakta ve çalışmakta olan kişiler olmuş olacaklardır.

Bu vesileyle kendi toprağının yetiştirdiği değerlerin fikirlerini ya da yaptıklarını yargılayan ancak bunu yaparken de yabancıları hep kendilerine örnek alan Türkiye'deki bazı aşçılarımıza ve tüm dünyadaki meslektaşlarımıza yukarıdaki düşüncelerimi okurken bizlere kıyasla tamamen farklı bir inanca ya da kültüre sahip olarak yetişmesine rağmen ilgili konuda oldukça duyarlı olabilmiş olan bir şefin, aşçının sözlerinden bahsetmek istiyorum. Umulur ki yabancı şefleri örnek alanlar onların bu yanlarını da görmezden gelmesin ve örnek alsın. Amerikalı dünyaca ünlü şeflerden olan Anthony Bourdain’ın şu sözünü de bu vesile ile herkese tekrar hatırlatmak istiyorum. Oda bizler gibi sadece bir aşçıydı. Ancak bizim savunduğumuzu iddia ettiklerimizden çok daha uzak bir kültürde yetişmiş olmasına rağmen; belki de çoğumuzun şef-aşçı kimliği ile kendi ülkesinde dahi açık olarak söyleyemediklerini o tüm dünyanın gözünün içine bakarak Gazze’yi ziyaret ettikten sonra cesaretle söylemişti. Filistin’de, Gazze’de yaşanan zulümlere şu sözlerle tepkisini vermişti: “The world has visited many terrible things on the Palestinian people, none more shameful than robbing them of their basic humanity.” (“Dünya, Filistin halkı üzerine pek çok korkunç şeyi musallat etti, hiçbiri onların temel insanlık haklarını çalmaktan daha utanç verici değil.”-Şef Anthony Bourdain)

Dünyanın birçok ülkesinde doğru bildiklerinizi söylememize aşçı olmanız ya da şef olmanız asla engel değildir. Yine dünyanın birçok ülkesinde mesleğinizin dışında konuşmanız ilgili konuda haklı olarak bilgi sahibi olmanız durumunda asla yadırganmaz. Çünkü aşçılar sanatçıdırlar. Sanatçılar ise her toplumda farklı birçok konuda fikir belirten, yerine göre eleştirilerde bulunan önemli figürlerdir. Sanat ile uğraşan herkesin sanatı değerlidir. Bu manada bir aşçının sanatı da en az bir ses sanatçısının sanatı kadar değerlidir. Ancak birçoğu aşçılık sanattır diye bunu ifade ederken, bu tarz insani konularda ya da güncel önemli konularda fikir belirtmekten kaçınmaktadırlar.

Aşçıların bireysel olarak veya bir araya gelerek Türkiye’de oluşturdukları sivil toplum kuruluşları nezdinde gerçek manada ufakta olsa açıktan tepkiler vermemesi, veremiyor olması ya da ilgili STK’ların başlarında bu konularda dirayete sahip duyarlı ve sorumlu yöneticilerin, sanatçıların bulunmaması asıl yadırgamamız gereken durumlardan biridir. Yine aynı çevrelerin çok sıradan konularda bile tepkiler verebildiğini düşünürsek bu gibi insani konularda sınıfta kalmış olmaları da öncelikli olarak yadırgamamız gereken bir durumdur.

Bugün Ramazan Bayramı, bu vesile ile siz değerli insanların ve meslektaşlarımın bayramlarını en içten dileklerimle kutlar, sevdiklerinizle beraber daha nice bayramlara kavuşmanızı dilerken yukarıdaki düşüncelerimi de hep hatırlamanızı ve ufakta olsa kendi nezdinizde bir sorumluluk duyarak bunları her fırsatta gıyabımda da olsa konuşarak birbirinize hatırlatmanızı ümit ederim.

En Derin Saygı ve Sevgilerimle

Tolgahan Gülyiyen

logo-tolgahan.jpg

logologo3wtca1logo tolgahanzg logo


Kıbrıs Girne Tüp Bebek